16 Şubat 2011 Çarşamba

Bir deniz macerası




Yazları çoğu çekirdek aile gibi bazı hafta sonları denize giderdik. Sabah erkenden kalkar, bi heycanla kahvaltımızı yapar, ‘hadii çıkmıyo muyuz’ diye babamın başının etini yerdik ve en nihayet arabaya bindiğimizde yolculuk başlardı. Küçükken ne kadar güzelmiş o yollar, apayrı bi heyecan; çocukken mutluluk daha mutluydu.
Ancak denize gittiğimiz o gün olacakların hiç birinden haberim yoktu, hiç birşeyin farkında değildim. Annem tarafından giydirilmiş, hazırlanmış, annemin kucağında –muhtemelen- arabaya bindirilmiştim. Yolda da uyumuşumdur heralde. 4 yaşına kadar konuşamamış bir velet olarak yol boyunca gevezelik edip başlarını da şişirmemişimdir bizimkilerin. Mesela o zamanki konuşamamalarımın acısını çıkarıyor olabilirim şimdi ama konumuz bu değil.
Bu hikayeden bana anlatılana kadar haberim yoktu. Öğrendiğim zaman ‘vaay’ dedim, ‘ölümün kıyısından dönmüşüm meğersem’. Yok be demedim öyle, annem anlattığında da küçüktüm zaten, ‘enee ölcekmişim, pis abim’ falan gibisinden bişey demiştim.
Gelelim olay gününe ve saatine. O zamanlarda sessiz sakin, abisinden başka kimseye eziyet etmeyen bir yavrucaktım. Deniz pırıl pırıl, altın sarısı kumlar; ortam güzel ,dünya güzel, sen güzelsin... Ehem, neyse öyle bir güzellik içerisinde ben de cup cup suya atlıyıp çıkıyormuşum ki yaş taş çatlasa 1.5-2(3-4 yaşlarındaydım yazmıştım da anneme onaylattım, doğrusu buymuş). Hani o zamanki halimi gören ilerde iyi yüzer bu çocuk falan demiştir içinden de. Malesef hayatta kalacak kadar yüzme bilen, iki dakkada bi nefesi tıkanan bi insan oldum sonradan. Mesela anasınıfının da o zamanlar bana yetersiz geldiğini düşünürdüm, kendi kendime matematikle uğraşırdım; özellikle kümelerle. Halimi gören ‘bu kızın kafası matematiğe iyi basar ilerde’ diye de düşünmüş olabilir ama başta kümeler olmak üzere matematikten tiksindim hep ki bu hikayeyi de başka zamana saklamalıyım.
Neyse efendim ben uslu uslu oynarken canım abim küreğini kaybetmiş, başlamış ağlamaya. Annem beni gözden kaçırmamak için izlerken o an dikkati abime kaymış. Annemle babam abimi susturmaya çalışırken annem bi dönmüş kız yok ortada! Bir panik tabi küçücük kız nere gider tek başına. Bakmışlar, bakmışlar yok işte ortada. Sonra ulaşmışlar ama çok geç olmuş iş işten geçmiş... Yok yok öyle olsa nası yazsın bunları size. Adamın biri beni tut baş aşağı bi balık gibi sallaya sallaya getir kıyıya! Deniz derinleşiyormuş bi yerde, ben de gitmişim orya kadar, adam da boğulurken beni görmüş kurtarmış orda. Sonra fotoğrafımı çekmiş. ‘Aha bakın bunu ben kurtardım’ gibisinden saklamak mı istedi fotoğrafımı, naptı tabi bilemiyorum.
Ah tabi bana kavuşunca bizimkilerden yaşlar boşanmış, böyle bi sarılmalar, ağlamalar, sızlanmalar... Uf yok bunlar da olmamıştır kesin, ama siz olmuş sayın olur mu, dramatik olsun biraz. İşte mesela o gün beynime bi yerlerden su sızdı, mutluluk kutum kısa devre yaptı diye düşünüyorum. Hatta düşünmüyorum, bence öyle.














3 yorum:

  1. böyle bir deniz macerasını dramatize etmeyliydin:P
    anasınıfındaki matematik hikayesini merakla bekliyorum:D ben de 4.sınıfa kadar hayatımda hiç 3 almamıştım,sonra matematikten 3 alınca o zaman büyük şok yaşayıp 'öğretmenim siz hiç hayatınız da 3 aldınız mı?' diyerek ;herkesin manyak mı bu lan bakışlarına maruz kalmıştım şimdi hatırladım:D

    hee ben de 4 yaşlarında konuşmaya başladım tam bilmiyorum yaşımı ama konuşmaya başladığım ilk dönemleri hatırlıyor gibiyim:)

    YanıtlaSil
  2. Yok ama genelde matematiğim iyi olmuştur da zorlamayla biraz, tiksinerek. :D Ve hikayemin de çok merak edilcek bi yanı yok, basit bi hikaye. ^^
    Yalnız, benim belli dönemlerde hafızam silinir, mesela hatırlayamıyorum çocukluğumu çok hayal meyal; hatırlamak iyidir heralde. (:

    YanıtlaSil
  3. hikayen basit olabilir, önemli olan nasıl anlattığın:)

    belli dönemler de hafıza silinmesini anlayamadım ama:) biraz zorlayınca çıkıyor ortaya bişeyler,
    tabi yardım da lazım..

    YanıtlaSil